Babüssaade

Bâbüssaâde (Akağalar Kapısı) Saadet Kapısı denilen ve muazzam görünüşüyle İmparatorluğun ve Osmanlı padişahının hâkimiyetini simgeleyen bu kapı, padişahın özel ikametgâhının başlangıcını teşkil ederdi. Fatih Sultan Mehmed tarafından yaptırılan kapının hemen önünde bulunan dört sütun daha sonra kaldırılmış ve kapıya yeni bir biçim verilmiştir. Kapı kemerinin üstünde 1774’te yapılan tamir kitabesi bulunur. Üst tarafta ise Sultan II. Mahmud’un hattı ile yazılmış Besmele vardır. Kemerin kilit taşında Hattat Rakım Efendi’nin çektiği Sultan II. Mahmud tuğrası bulunur. Kapının iki yanında yer alan tuğra istifli hatlar ise Sultan I. Abdülhamid’in övüldüğü kasidelerdir. Bâbüssaâde’de nefis kalem işi süslemeler vardır. Bu kapı da Bâb-ı Hümâyun ve Bâbüsselâm gibi iç içe iki kapılıdır. Birinci kapı ile ikinci kapı arasında koğuş ve dairelere açılan kapılar vardır. Kapının sağ tarafında uzanan mekân Bâbüssaâde Ağası Dairesi, soldaki ise Ak Ağalar Koğuşu’dur. Bâbüssaâde’nin Arz Odası’na bakan ikinci kapısının üstünde Sultan III. Ahmed’in hattıyla “Re’sü’l-hikmeti mehâfetüllah” (Hikmetin başı Allah korkusudur) yazmaktadır. Altında, kemer üzerinde ise aşağıdaki mısralar yazılıdır: Hakan-ı sahib kudretin Devrinde âlem ber-murâd Dergâh-ı vâlâ şevketi Yâ Rabb ola dâim küşâd “Kudret sahibi hakanın Devrinde âlem muradına ermiş Şevketli yüce dergâhı (kapısı) Ya Rab! Daima açık olsun.” Bâbüssaâde gün boyunca açık tutulurdu, ancak bu kapı gerek saltanatı gerekse halifeliği simgelediği ve padişahın ikametgâhının başlangıcı olduğu için rastgele kullanılamazdı. Bâbüssaâde’nin önüne Osmanlı tahtı çıkarıldığı vakit tahta çıkma, biat, arife ve bayramlaşma törenleri yapılırdı. Bir ayaklanma ya da hoşnutsuzluk söz konusu olduğunda, Orta Avlu’ya alınan yeniçerilerle görüşmek için padişah davet edildiğinde taht yine çıkardı. Fakat padişah tahtına oturmadığı için bu görüşme “Ayak Dîvânı” olarak bilinirdi. Savaşa gidecek sadrazama veya serdara Sancak-ı Şerif bu kapıda törenle teslim edilirdi. Bâbüssaâde önünde yapılan törenlerden en önemlileri ise padişahın ölümünün ardından aynı gün yapılan cenaze ve cülûs törenleriydi.