İstanbul Cam ve Porselenleri

İstanbul Cam ve Porselenleri koleksiyonunda yaklaşık 2000 civarında eser bulunmaktadır ve bu eserlerin önemli bir bölümü Saray mutfaklarında, birbirinin içine geçen iki mekân olan Şerbethâne ve Helvahâne’de sergilenmektedir. İstanbul’da cam üretimi, Sultan III. Selim tarafından cam yapım tekniklerini öğrenmek üzere İtalya’ya gönderilen ve bir süre Venedik’te araştırma yaptıktan sonra İstanbul’a geri dönen Mevlevi Mehmet Dede’yle başlar. Başlangıçta Venedik üretimi camlara benzeyen eserler vermiş olan Mevlevi Mehmet Dede, kısa bir zaman sonra İstanbul cam sanatını oluşturacak ürünler ortaya koyar hâle gelmiştir.

Beykoz’da kurulan atölyelerde cam yapımında üç değişik teknik kullanılmış ve bu tekniklerle çeşm-i bülbül camlar, opalin camlar, kristal ve beyaz camlar üretilmiştir. 19. yüzyıldan itibaren İstanbul camları denilince ilk akla gelen Beykoz camıdır. Beykoz camları ile özdeşlenen teknik ise çeşm-i bülbül olmuştur. Günümüz Türkçesinde “bülbülün gözü” anlamına gelen çeşm-i bülbül, renkli cam çubukların döne döne yükselerek birleştirilmesinden elde edilen cam türüne verilen addır.  

Koleksiyonda bulunan ve pahalı olmalarından dolayı sadece Saray’da kullanılmak için yapılmış olan Osmanlı porselenleri ise iki ayrı grup içerisinde toplanmıştır: Eser-i İstanbul damgalı porselenler ve Yıldız Porselenleri.

Osmanlı’nın ürettiği ilk porselenler olan Eser-i İstanbul porselenleri, ilk defa Sultan Abdülmecid (1839-1861) döneminde Beykoz’da kurulan atölyelerde üretilmiştir. Bu atölyelerde sıraltı tekniği ile yapılmış olan porselenlerin altında, “Eser-i İstanbul” damgası vardır. Eserin üzerini süslemek için kullanılan boyaların rengiyle, porselenlerin altındaki damga genellikle aynı renktedir. En belirgin özelliklerinden biri, üzerlerindeki iri çiçek desenleri olan Eser-i İstanbul damgalı porselenlerin üretimi yalnızca otuz yıl sürmüş, daha sonra mali sorunlardan ötürü üretim durmuştur.  

Osmanlı porselenlerinin ikinci grubunu oluşturan Yıldız Porselenleri’nin üretimine, Sultan II. Abdülhamid (1876-1909) döneminde, 1890 yılında Yıldız Sarayı bahçesinde kurulan atölyede başlanmıştır. Fabrikanın adı Yıldız Çini Fabrika-ı Hümâyun’dur. Burada üretilen porselenlerin altında ay-yıldız damgası ve üretim tarihi yer alır. Yıldız Porselenleri’ne dair önemli bir detay, bu porselenlerin bazılarının üzerinde bunları yapan sanatçıların adlarının yazılı olmasıdır.

Bu porselenlerin üzerinde, çiçek desenleri, geleneksel Osmanlı motifleri, doğa resimleri, tarihî yapıların resimleri, sultan portreleri, Sultan II. Abdülhamid’in tuğraları, saraylı kadın ve çocuk resimleri ve çeşitli hayvan resimleri yer alır.

İstanbul manzaralarının ve tarihî yapıların resmedildiği porselenler, eski İstanbul’a dair araştırmacılara bilgi sunan, tarihî belge niteliğinde porselenlerdir. Yıldız Porselenleri öncelikli olarak Osmanlı Saray halkının porselen ihtiyacını karşılamak için üretilmiş olsalar da, bunların aynı zamanda yabancı devlet adamlarına ve önemli mevkideki devlet büyüklerine hediye olarak verilmiş olduğu da bilinmektedir. Yıldız Porselenleri, ayrıca Avrupa ülkelerinin imparator, kral, kraliçe, çar ve çariçelerine diplomatik hediye olarak da gönderilmiştir. Avrupa saraylarında, sayıları az da olsa Yıldız Porselenleri’ne rastlamak mümkündür. İstanbul Cam ve Porselenleri koleksiyonunda bulunan dördüncü grup, Tophane Lüleci çamurundan yapılan seramik eserlerden oluşur. İstanbul’un Tophane semtinde yapılmalarından ötürü bu tür seramiklere Tophane İşçiliği adı verilmiştir. Bu eserler, oldukça kaliteli ve prestijli olmaları nedeniyle Saray halkı ve üst düzey yöneticilerin kullandığı bir seramik çeşididir.